Ocak 2009

Huzursuz Bacak Sendromu

Posted on Ocak 28, 2009 at 12:14 am in

Huzursuz bacak (Restless Leg) sendromu nedir?
Huzursuz bacak sendromu otururken ve yatınca bacaklarda olağandışı bir rahatsızlık hissi ile kendini gösteren genellikle hastalar tarafından tam olarak ifade edilemeyen ancak uyluk, bacak ve ayaklarda, hatta bazı hastalarda kollarda ürperme, kaşınma, ağrıma, ezilme, yanma, karıncalanma olarak ifade edilebilen bazı hastalar ise kas krampı veya uyuşma ile karıştırabilen bir hastalıktır. Bacaklardaki huzursuzluk hissi dinlenme zamanlarında ortaya çıkar. Hem kadınları hem de erkekleri etkiler, herhangi bir yaşta başlayabilir ve yaşla birlikte şiddeti artar. Huzursuz bacak sendromu uyku kalitesini bozar, gündüz uykululuk haline yol açabilir. Hastalık hareketsiz kalma ile ortaya çıkar: bir süre uzanıldığında veya oturulduğunda ortaya çıkar. Hareket etme ile yakınmalar azalır: bazı hastalar önleyemedikleri bir hareket etme isteğinden bahsederler. Bacaklarını gerek yatakta hareket ettirmek gerekse birkaç adım yürümekle yakınmalar azalır. Yakınmalar akşamları artar: gündüz saatlerine göre akşamları aynı koşullarda yakınmalar daha yoğun izlenir. Uykuda bacak hareketleri sıktır: hastaların önemli bir kısmında uykuda bacak hareketleri sendromu olarak adlandırılan ayrı bir hastalık ile birlikteliği sıktır. Yaklaşık hastaların %80′inde bu iki hastalık birlikte gözlenir. Huzursun bacak sendromlu hastaların büyük kısmı yatmakta veya yatakta uyanık kalmakta güçlük çekmektedirler. Gündüz yapılan şekerlemelerde de hastalar sıkıntı yaşayabilmektedirler. Hastalardaki belirtiler bacaklarda önemsiz hafif yakınmalardan, depresyonu yol açan, yaşamdan zevk alamama noktasına kadar giden geniş bir yelpazede kendini gösterebilir. Hastalığın şiddeti zaman içinde değişiklikler gösterebildiği gibi bazı zamanlar kaybolup sonra yine ortaya da çıkabilir. Huzursuz bacak sendromu her yaşta hatta çocuklukta bile ortaya çıkabilir. Çocuklarda büyümeye bağlı ağrılar olarak algılanabilir. Hangi yaşta ortaya çıkarsa çıksın zaman içinde ağırlığı genellikle artış gösterir.

Huzursuz bacak sendromuna neden olan etmenler nelerdir?
Hastaların çoğunda huzursuz bacak sendromune neden olan faktörün ne olduğu tespit edilememektedir. Araştırmacılar beyinde dopamin seviyesinde dengesizlik olmasını sorumlu tutmaktadırlar. Ailesel geçiş önemlidir. Yani anne babasında huzursuz bacak sendromu olanlarda bu hastalığın ortaya çıkma ihtimali daha yüksektir. Özellikle genç yaşta huzursuz bacak sendromuna yakalanan hastaların bu hastalığı çocuklarına aktarma ihtimali daha yüksektir. Gen haritalarının çıkarıldığı günümüzde huzursuz bacak sendromunun da geni bulunmuştur. Stres ile hastaların yakınmaları daha da şiddetlenmektedir. Gebelik veya hormonal değişiklikler de geçici olarak yakınmaları artırabilir. Bazı kadınlar huzursuz bacak sendromu ile ilk olarak hamilelikte özellikle de hamileliğin son 3 ayında tanışırlar. İlk olarak hamilelikte bu yakınma ile karşılaşan hastalarda doğum yaptıktan 1 ay sonra yakınmalar geriler ve kaybolur. Huzursuz bacak genellikle altta yatan önemli bir hastalık ile birlikte değil iken bazen de periferik nöropati, demir eksikliği veya böbrek yetmezliği ile birlikte görülebilir.

Bu hastalara tanı nasıl konur?
Huzursuz bacak sendromu hastalar yakınmalarını kolay ifade edemedikleri, özellikle ülkemizde doktorlar da tıp fakültelerinin çoğunda ders olarak anlatılmayan bir hastalık olduğu için bu konuda yeterli eğitim almadıklarından kolay atlanabilen bir hastalıktır. Siz de kendinizde huzursuz bacak sendromu olup olmadığınından şüphelenebilirsiniz. Aşağıdaki soruların iki veya daha fazlasına evet yanıtı veriyorsanız sizde huzursuz bacak sendromu olabilir:

  • Otururken veya uzanırken bacaklarınızda tanımlayamadığınız kötü bir his oluyor mu? Bu his nedeniyle bacaklarınızı hareket ettirmek zorunda kalıyor musunuz?
  • Bacaklarınızı hareket ettirmek bu yakınmalarınızı azaltıyor mu?
  • Bu yakınmalarınız günün ilerleyen saatlerinde daha fazla mı oluyor?
  • Gündüzü uykunuz gelir mi? Kendinizi uykusuz hisseder misiniz?
  • Uykuda bacaklarınızı veya kollarınızı ritmik olarak hareket ettirdiğiniz söylenir mi?
  • Ailenizde huzursuz bacak sendromu tanısı konmuş kimse var mı?

Huzursuz bacak sendromu tanısı için ne yazıkki henüz bir kan testi veya başka bir laboratuar testi yoktur. Doktorunuz gerek görürse altta yatan nedene yönelik bazı kan testleri veya diğer testler önerebilir. Huzursuz bacak sendromu nedeniyle uyku testi yapnak genellikle gerekmemektedir, ancak eşlik eden periyodik ekstremite hareketleri sendromunu tespit etmek için bir gece uyku testi yapılması amacıyla uyku laboratuarında kalmanız gerekebilir.

 

Huzursuz bacak sendromu nasıl tedavi edilir?
Demir eksikliği gibi altta yatan bir neden var ise unu tespit edip tedavi etmek huzursuz bacak sendromunu da tedavi edecektir ancak bu durum çoğu zaman mümkün olamamaktadır. Bu durumda da tedavi amacıyla yaşam şekli değişikliği önerileri ve ilaçlar ön plana çıkmaktadır. Bazı bulantı ilaçları, depresyon ilaçlarının çoğu ve kalsiyum kanal blokajı yapan ilaçlar (tansiyon ve kalp hastalarında kullanılır) huzursuz bacak sendromunu kötüleştirebilir. Ağrı kesici ilaçlar işe yarayabilir, ılık banyo ve masaj yapmak şikayetleri azaltabilir, bacaklara sıcak veya soğuk (veya her ikisi dönüşümlü) uygulamak bacaklarda rahatsızlık verici hissi azaltabilir. Gevşemek için meditasyon yapmak bazı hastalarda işe yarayabilmektedir. Aşağıda bir tabloda bulacağınız uyku hijyen kurallarına uymak hastaları rahatlatmaktadır.

  • Her gün aynı saatte uyanın,
  • Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
  • Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz) Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
  • Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
  • Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
  • Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın,
  • Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
  • Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
  • Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
  • Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
    • Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
    • Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın
  • Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin.

Narkolepsi

Posted on Ocak 28, 2009 at 12:10 am in

Narkolepsi sebebi bilinmeyen yoğun uykululuk ve katapleksi (heyecen, korku, sevinç gibi duygulanımlar ile bayılma atağı) ile karakterize bir klinik tablodur.

Narkolepsinin dört klasik bulgusu vardır:

  • Gündüz aşırı uyku hali: Narkolepsinin temel karakteristiklerindendir. Tahmin edilemeyen, önlenemeyen ve gün içinde defalarca tekrarlayabilen bir durumdur.
  • Katapleksi: Katapleksi kas fonksiyonlarının ani kaybıdır. Genellikle aşırı heyecen, korku, sevinç gibi duygulanımlar ile bayılma atağı şeklinde kendini gösterir. Birkaç saniye ile birkaç dakika arasında kendiliğinden düzelir.
  • Uyku paralizisi (felci): Diğer bulgular kadar sık değildir. Uykuya dalıyorken veya uyanıyorken hareket edememek ve konuşamamak şeklinde kendini gösterir.
  • Hipnagogic halusinasyon: Uykunun başlangıcında REM uykusu ile ilişkili olarak görsel imajların hasta tarafında algılanmasıdır.

Narkolepsi tanısı içinm iki ayrı test yapmak gerekmektedir. İlk olarak bir polisomnografi (uyku testi) ‘yi takiben çoklu uykuya geçme testi denebilecek multipl sleep latency test (gündüz uyku testi).

Narkolepsinin bilinen tam iyileşme sağlayıcı bir tedavisi olmasa da belirti ve bulguları tedavi etmek için değişik yöntemler ve ilaçlar vardır.

Narkolepsi erkekleri kadınlara oranla daha sık etkiler.

İnsomni (Uykusuzluk)

Posted on Ocak 28, 2009 at 12:08 am in

İnsomni en sık karşılaşılan uyku problemidir. Uyuyamamak veya uykudan anormal saatlerde uyanarak uykuyu sürdürememek ile karakterize bir durumdur. Kadınlarda ve yaşlılarda daha sık görülmekle birlikte her yaşta ve her iki cinste de görülebilmektedir.

Uykusuzluktan yakınan kişiler değişik belirti ve bulgular ile başvurabilirler:

  • Uykuya dalmakta güçlük
  • Gece uykudan sık uyanma ve tekrar uyumakta güçlük çekme
  • Sabah çok erken uyanma
  • Dinlenmemiş uyanma

Uykusuzluk hastaları değişik derecelerde etkilemek ile birlikte tipik olarak hastalarda dinlenmemiş hissetme, huzursuzluk, anksiyete, gün içi yorgunluk hissi gibi yakınmalar vardır.

Geçici veya hafif derece insomnide uyku süresi yetersizdir ve normal uyku süresi uyumalarına rağmen hastalar yeteri derece dinlenemediklerinden yakınırlar. Sosyal ilişkilerde ve iş yaşamında ya problem yoktur ya da hafif derece bir bozulma vardır.

Geçici veya orta derece insomnide de uyku süresi yetersizdir ve normal uyku süresi uyumalarına rağmen hastalar yeteri derece dinlenemediklerinden yakınırlar. Sosyal ilişkilerde ve iş yaşamındaki bozulma daha belirgindir.

Kronik (müzmin) veya ağır derece insomnide yetersiz ve dinlendirmeyen uykuya ek olarak sosyal ve iş ile ilgili fonksiyonlarda ciddi bozulma söz konusudur.

Bazen tanısını koymak güç olsa da uykusuzluk çeken bireyler için çok sayıda tedavi seçeneği vardır. Geçici insomni rahatsızlık birkaç gün süreceği için tedavi gerektirmeyebilir. Kronik insomnisi olan hastalar mutlaka ilgili hekimler tarafından görülerek rahatlama tedavilerine ek olarak gerekli tedavileri de almalıdır.

  • Her 3 kişiden 1′i yaşamının bir döneminde uykusuzluktan yakınmaktadır.
  • Araştırmalar göstermektedir ki erişkinler gece ortalama 8-8,5 saat uykuya ihtiyaç duyarlar

Horlama ve Uyku Apne Sendromu

Posted on Ocak 28, 2009 at 12:06 am in

HorlamaHorlama nedir?
Horlama uykuda daralmış olan üst solunum yolundan solunum esnasında havanın geçerken oluşturduğu türbülans nedeniyle üst solunum yolu dokularının titreşimi ile oluşan sestir.

Horlama bir hastalık mıdır?
Horlama bir hastalıktır. Horlaması olduğu halde uyku apnesi olmayan kişilerde kalp hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalıkların görülme sıklığı daha fazladır. Horlamanın kendisi tek başına bir hastalık olmakla birlikte horlama aynı zamanda uyku apne sendromunun en önemli bulgularından biridir. Yani horlama hem bir hastalık hem de önemli bir hastalığın belirtisidir.

Horlama nasıl tedavi edilir?
Horlama hastaları öncelikle beraberinde uyku apne sendromu varlığı açısından dikkatlice araştırılmalı ve gerekiyorsa hasta uyku testinden geçirilmelidir. Hastada uyku apne sendromu saptanmaz ise horlama genellikle KBB uzmanları tarafından uygulanan bazı cerrahi girişimler, radyofrekans gibi yöntemler ve diş hekimleri tarafından uygulanan ağız içi aparatlar ile tedavi edilebilirler.

Uyku ApnesiUyku apne sendromu nedir?
Uyku apne sendromu uyku sırasında tekrarlayan üst solunum yolundaki daralmalar veya tıkanmalar nedeniyle soluk almada kesilmeler ve bu durumun neden olduğu gündüz aşırı uyku isteği gibi klinik sorunlar ile karakterli bir sendromdur.

Uyku apne sendromu hangi sıklıkta görülür?
Uyku apne sendromu dünya genelinde %3 oranında görülmektedir. 50 yaşın üstündeki fazla kilolu erkeklerde %50 civarında görülmektedir.

Uyku apnesi tedavi edilmezse ne olur?
Uyku apne sendromunun tüm ölümlerin yaklaşık yarısından sorumlu olan hastalıkların gelişiminden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Uyku apne sendromunun olumsuz etkilerini erken dönem ve geç dönem etkiler olarak inceleyebiliriz. Erken dönemde genellikle kalitesiz ve yetersiz uykuya bağlı olarak ortaya çıkan gündüz aşırı uyku ihtiyacı, unutkanlık, dikkatsizlik, sinirlilik, depresyon ve kolay kaza yapma gibi sorunlardır. Kazalar sadece trafikte değil aynı zamanda evde ve iş yerinde de oluşabilir. Dünyada uyku apneliler normal insanlara göre 3-7 kat daha fazla trafik kazası yapmaktadırlar. Geç dönemde ise en önemli olumsuz etkileri damar sistemi üzerinedir. Özellikle kalp ve beyin damarları en çok etkilenen damarlardandır. Uyku apne sendromu kalp krizlerinden %35-65 oranında sorumludur. Uyku apne sendromlu hastaların önemli kısmında hipertansiyon (yüksek tansiyon) gelişir. Uyku apne sendromlu hastalarda gece ve sabah migren atakları görülebilir. Hem erkeklerde hem de kadınlarda cinsel isteksizlik oluşabilir ve erkeklerde impotans (iktidarsızlık) görülebilir. Kısacası uyku apne sendromu tedavi edilmediği taktirde hemen her organ ve sisteme ait sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Bende Uyku apnesi olduğunu nasıl anlayacağım?
Uyku apnesinin 3 önemli belirtisi horlama, tanıklı apne (hastanın uyurken nefesinin durduğunun veya zorlandığının izlenmesi) ve gündüz aşırı uyku halidir. Hastaların yaşadıkları diğer yakınmalar aşağıdadır:

  1. Yeterli süre uyumasına rağmen sabahları zor uyanma. Yorgunluk hissi.
  2. Yeterli süre uyumalarına rağmen gün içinde uykulu hissetme.
  3. Horlamalarının diğer odalardan bile duyulabilecek kadar şiddetli olması.
  4. Gece içinde nefes alamama hissi ile uyanma.
  5. Uykuda nefesimin durduğunun izlenmesi.
  6. Gece içinde en az bir kez tuvalete gitme ihtiyacının olması.
  7. Geceleri baş, boyun veya göğsümde terleme
  8. Sabah ağız kuruluğu ile uyanma
  9. Sabah baş ağrısı ile uyanma.
  10. Toplantılarda, okurken veya TV seyrederken uyuyakalma.
  11. Uykululuk nedeniyle eskisi kadar uzun süre araba kullanamama.
  12. Gün içinde zaman zaman dayanılmaz uykululuk atakları yaşama.

 

Uyku apnesi kimlerde sıktır?
Uyku apnesi erkeklerde, şişmanlarda ve yaş ile birlikte daha sık görülmekle birlikte kadınlarda, zayıf kişilerde ve çocuklarda da görülmektedir. Özellikle kısa ve kalın boyunlu kişilerde, alt çenesi daha küçük ve geride olanlarda, bademcikleri büyük, dili büyük olanlarda daha sık görülür. Ayrıca sinüziti ve reflüsü olan hastalarda da apne görülme sıklığı artmıştır.

Kendinizde uyku apnesinden şüpheleniyorsanız ne yapmalısınız?
Kendinizde uyku apne sendromundan şüpheleniyorsanız en kısa zamanda bir uyku merkezine başvurarak bu konuda uzman hekimler tarafından kontrolden geçerek ihtiyaç duyulur ise uyku testinden geçerek uyku apnesi yönünden test olmanız gerekir.

Uyku apnesi nasıl tedavi edilir?Genel önlemler
Fazla kilosu olan hastaların zayıflaması, sigara kullananların sigarayı bırakmaları, uyumadan en fazla 4 saat önce alkol almayı bırakmaları, uyku verici ve antihistaminik içeren ilaçların kullanımının tekrar gözden geçirilmesi, sırtüstü yatınca hastalığı ortaya çıkan hastalarda sırt üstü yatmanın engellenmesi gibi önlemlerin alınması gerekir. Ancak bu önerilerin alınması genellikle hastalığın iyileşmesi için yeterli olmamakla birlikte tedavinin kolaylaşmasını sağlar.

CPAPCPAP burun ve/veya ağızdan pozitif basınçlı hava vererek üst solunum yolunun kollabe olmasını engelleme amacıyla kullanılan bir cihazdır. Tüm dünyada milyonlarca uyku apne hastası bu cihazları konforlu bir şekilde kullanmaktadırlar.

CPAP nasıl çalışır?
CPAP sabit basınç üretmeyi amaçlayan bir cihazdır. Cihaz içindeki tribün sayesinde pozitif basınç üretir, basınç sensörleri sayesinde hortum ve maske içindeki basıncı ölçerek sabit basınç sağlamak amacıyla hortum içinde basınçlı hava verir. Bir maske aracılığı ile basınçlı hava hastanın üst solunum yoluna uygulanır.

CPAP’ın faydaları nelerdir?
CPAP uyku apne sendromu nedeniyle bozulmuş olan vücut fonksiyonlarının tümünü düzeltir. CPAP ayrıca uyku apne sendromu olmasa bile kalp yetmezliği olan hastalarda kalp yetmezliği tedavisinde ve hamilelerde preeklampsi tedavisinde kullanılabilmektedir.

CPAP maskelerinin önemi
CPAP maskesi hastalar açısından tedavinin en önemli unsurudur. Çünkü CPAP tedavisinin en önemli sorunu hastaların tedaviyi kabul etmesi ve tedaviyi sürdürmesi konusundadır. CPAP tedavisi ile ilgili en sık karşılaşılan sorun CPAP maskesi ile ilgilidir. İyi seçilmiş ve hastanın rahatlıkla kullandığı bir maske CPAP tedavisinin hasta tarafından kabul edilebilirliğini ve sürdürülebilirliğini artırır.

Isıtıcı ve nemlendiricinin önemi
Üst solunum yoluna uygulanan hava basıncı tedavisi ile hava akım hızında artış burunun solunan havayı nemlendirme fonksiyonunu tam olarak yapmasını engeller. Burun ve boğazda kuruma ve soğuğa bağlı sorunlar ısıtıcı nemlendirici aparatlar ile düzeltilebilir. Uyku apne sendromu nedeniyle CPAP tedavisi kullanacak tüm hastalara ısıtıcı nemlendirici fonksiyonu kullanması önerilmektedir.

Cerrahi
Uyku apne sendromu nedeniyle uygulanan cerrahi girişimler çeşitlilik arz etmektedir. Burun cerrahileri, küçük dil ve yumuşak damağa yönelik girişimler, dile yönelik girişimler ve bu bölgelere radyofrekans uygulamaları ilgili kulak burun boğaz hekimleri tarafından uygulanmaktadır.

Ağız içi araçAğız içi araç nedir?
Seçilmiş hastalarda horlama ve uyku apnesi tedavisinde kullanılan ve genellikle alt çeneyi veya dili ön tarafta tutmayı amaçlayan aparatlardır. Diş hekimleri tarafından yapılmaktadır.

Yapılan Tetkikler

Posted on Ocak 27, 2009 at 11:59 pm in

 Merkezde yapılan testler

  • Tüm gece polisomnografi
  • Tanısal Gündüz Uykululuk Testleri
    • MSLT (Multiple Sleep Latency Test)
    • MWT (Maintenance of Wakefulness Test)
  • Polisomnografi eşliğinde CPAP / BPAP / APAP titrasyonu

PAP cihazları kullanan hastalara uyarı

Posted on Ocak 27, 2009 at 1:58 pm in

Değerli hastalarımız,

Grip aşısı zamanı bu yılda geldi.
Grip olduğunuzda burnunuzda tıkanıklık oluşacak ve bu durum da cihazınızı kullanmanızı engelleyecektir.
Eğer grip aşısı yapılmasına engel bir durumunuz yok ise grip aşısı yaptırmanızı şiddetle öneriyorum.

Grip özellikle kış döneminde olmak üzere tüm yıl boyunca hem önemli sağlık sorunu şeklinde, hem de iş gücü kayıplarının sık sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Grip genç ve sağlıklı bireylerde önemli bir sağlık sorunu oluşturmaz iken yaşlı, kronik hastalığı olan bireylerde ve bebeklerde hayatı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarını ortaya çıkmasına yol açabilir.
Grip virüsler ile oluşan bir enfeksiyon hastalığıdır. Hasta kişilerin öksürük veya hapşırığı ile ortama saçtığı küçük partiküllerin solunması en önemli bulaşma şeklidir. Ateş, öksürük, kırgınlık, baş ve boğazda ağrı, kaslarda ağrı, burun akması, gözlerde sulanma gibi grip yakınmaları kişilerde virüsü aldıktan 1-4 gün sonra başlar. Grip ek sorunlara yol açmadıysa genellikle 1 hafta içinde düzelir. Gribi bu kadar önemli hale getiren neden olduğu zatürre, kronik bronşitin alevlenmesi, kulak iltihapları gibi hastalıklardır.
Bu konudaki en önemli yanılgılardan biri gribin soğuk algınlığı ile karıştırılmasıdır. Soğuk algınlığı gribe göre daha hafif bir tablodur ve grip aşısı soğuk algınlığını engellemediği için aşılanmış kişilerde de soğuk algınlığı ortaya çıkabilir. Bu durum genellikle aşının etkisiz olduğu şeklinde yanlış değerlendirilir.
Grip konusundaki diğer bir yanılgı ise tedavide kullanılan antibiyotiklerdir. Ateş yükselmesi, boğaz ağrısı, öksürük gibi yakınmalar nedeniyle hastaların kendileri veya hekimler tarafından antibiyotik tedavisi başlanması kararı kolaylıkla alınabilmektedir. Antibiyotik tedavisi vücuttaki doğal mikroorganizma florasını bozarak normalde hastalık yapmayacak mikropların hastalık yapmasına neden olabilir.
“Grip ilaç ile 1 haftada, ilaçsız 7 günde iyileşmektedir” sözü haklı yönü olan bir deyiştir. Ancak yine de ateş düşüren, antihistaminikli ve konjesyonu önleyen bazı ilaçlar hastalığın iyileşme süresini kısaltmasa da hastalığın rahat geçmesine yardımcı olabilmektedir.
Grip aşısı ülkemizde her geçen yıl daha çok kullanılmaktadır. Grip aşısı her yıl, bir önceki yıl gribe neden olan virüsler göz önünde bulundurularak, bir sonraki yıl gribe neden olacak virüsler tahmin edilerek yeniden hazırlanmaktadır. Aşının koruyucu etkisi aşılamadan 10-15 gün sonra başlamaktadır. Bu nedenle aşılanmanın ideal zamanı grip mevsiminden kısa bir süre önce olmalıdır. İdeal aşılanma zamanı Ekim başında başlamakta ve Kasım ortalarına kadar devam etmektedir. Gribe yol açan virüsler sıklıkla değiştiğinden her yıl grip aşısını yeniden olmak önerilmektedir.
Grip aşısı aşıya karşı alerjisi olanlara, yumurtaya karşı alerjisi olanlara, ateşi yüksek olanlara ve kronik hastalığı olanların hastalıklarının alevlendiği dönemlerde aşı yapılması önerilmez.
Bu durumlar dışında herkes grip aşısı olabilir ancak özellikle ABD Hastalık Önlenme ve Korunma Merkezleri (Centers of Disease Control and Prevention = CDC) raporuna göre bazı kişilere grip aşısı yapılması özellikle önerilmektedir.
Grip aşısı yapılması önerilenler aşağıda görülmektedir:

• 65 yaşın üzerindekiler
• Önemli sağlık sorunları olanlara:
o Ciddi kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, kan, hormon hastalığı olanlara,
o Bir önceki yılda, yoğun tıbbi gözetim gereken ve hastaneye yatırılan hastalar,
o Huzurevi, rehabilitasyon merkezi gibi bakım yapılan yerlerde uzun süre kalanlara,
o Bağışıklık sisteminde sorun olanlara (HIV virüsü taşıyanlara, uzun süreli kortizon gibi ilaçlarla tedavi görenlere, radyoterapi veya kemoterapi gibi kanser tedavisi görenlere)
• 6 ay-18 yaş arası bebek, çocuk ve gençlerden uzun süreli aspirin tedavisi görenlere,
• Gebeliğinin ilk üç ayı grip mevsimine rastlayacak kadınlara,
• Yukarıda saydığımız riskli gruplarla karşılaşma şansı yüksek olanlara:
o Sayılan riskli gruplarla birlikte yaşayanlara,
o Sağlık çalışanlarına (doktor, hemşire, hastabakıcı…),
o Kronik bakım yapılan sağlık kuruluşlarının personeline,
o Yüksek riskli kişilere evde bakım veren -hemşire, gönüllü vb- kişilere,
• İşgücü kaybının bedeli yüksek olacaklara:
o Önemli toplumsal hizmetler verenlere,
o Salgın çıkarsa, okul aktivitelerinde önemli sıkıntılar oluşabilecek okul mensuplarına.

Aşı cilt altına veya kas içine uygulanır. Seyrek de olsa alerjiye yol açabileceği için aşının bir sağlık kuruluşunda yapılması önerilmektedir. Aynı gün başka aşılar da yapılması gerekiyor ise farklı yerlere yapılmak koşulu ile aynı gün yapılmasında sakınca yoktur. Aşı gribe yol açmaz. Aşı uygulandıktan sonra 1-2 gün süren kırgınlık oluşabilir.
Aşı soğuk zincir kurallarına uyularak taşınmalıdır.

Pozitif havayolu basınç tedavisi kullanan hastaların burun pasaj açıklığı yeterli olmalıdır. Grip, burun tıkanıklığına yol açarak uyku apnesi tedavilerinin uygulanmasını engelleyebilmektedir. Bu nedenle grip olmamak, uyku apne tedavisinin kesintiye uğramaması anlamına gelmektedir.

EĞER AŞIYI KULLANMALARINA ENGEL BİR DURUMLARI YOK İSE TÜM POZİTİF BASINÇ TEDAVİSİ KULLANAN HASTALARA AŞI OLMALARINI ÖNERİYORUZ.

CPAP'ımın hortumunda su birikiyor…

Posted on Ocak 27, 2009 at 1:53 pm in

Değerli hastalarımız,
İçinde bulunduğumuz bu mevsim değişikliği günlerinde gündüzler sıcak geçiyorken gece boyunca ısı oldukça soğuk değerlere ulaşıyor.
Özellikle ısıtıcı ve nemlendirici ünite ile cihazını kullanan hastaların karşılaştığı bu sorun sıcak ve nemli olarak cihazdan ayrılan havanın soğuk olan hortumda yoğuşması sonucunda oluşmaktadır.
Bu sorundan yakınıyorsanız veya sabah uyandığınızda cihazınızın hortumunda su buluyorsanız iki şeyden birini yapmanızı öneririz:
1. Yatak odanızın ısısını yüksek tutun
2. Hortumun ısısını yüksek tutun (örneğin hortumu yorganınızın altına alın)

Uyku ve Sosyal Yaşam

Posted on Ocak 27, 2009 at 1:52 pm in

Uyku bozuklukları insanların sosyal yaşantılarını ciddi şekilde etkilemektedir. Uyku hastalıklarına bağlı gündüz artmış uyku hali, hastaların işlerini yapmasını engelleyerek onları başarısızlığa sürükleyebilmektedir. Aynı zamanda sosyal çevrelerindeki insanlarla geçirdikleri zamanda istemsiz uyku halleriyle bazen alay konusu olmakta bazen de arkadaşlarının acıma hissi ile karşılaşmaktadırlar. Bilişsel (kognitif) fonksiyon bozukluğu da insanların kendi performanslarını sergilemelerini engellemektedir. Bu durumda da işte gösterebileceği başarıyı gösterememekte, unutkanlık, dikkatini toplayamama gibi sorunlar nedeniyle sıklıkla sorunlar ile karşılaşmaktadırlar. Erkek hastalarda görülen iktidarsızlık ve belki onun kadar önemli olan kadınların cinsel isteklerinde azalma hastaların eşleri ile ilişkilerini olumsuz etkilemekte, bu durum da evliliklerin sürdürülmesini güçleştirmektedir. Hastaların bazılarında görülen gastroözofageal reflü, göğüs yanması ve baş ağrısı gibi yakınmalar kişinin yaşam kalitesini azaltmaktadır. Uyku apneli hastalarda genellikle sosyal fonksiyonlarda azalma, ruh sağlığı ve kişinin kendi enerjisinin azaldığını hissetmesi gibi sorunlar tedavi ile düzelmektedir.

Gece boyunca horlama ve soluk kesilmeleri eşlerin de yaşam kalitelerini azaltır. Eşler ilk zamanlarda bu durumu yadırgamakta ancak zaman içinde gerek horlamayı ve uyku apneyi, gerekse apneler nedeniyle yatakta huzursuz uyuyan eşlerini kanıksamaktadırlar. Uyku apne sendromlu hastaların boşanma oranlarının daha yüksek olduğu da bilinmekle birlikte boşanmayan eşler de evliliğin ilerleyen yıllarında yatak odalarını ayırmaktadırlar. Uyku apne sendromu tedavi edildiğinde sadece hastaların değil aynı zamanda hastaların eşlerinin de yaşam kalitesi artmaktadır.

Uyku ve Cinsel Yaşam

Posted on Ocak 27, 2009 at 1:50 pm in

Horlama ve uyku apnesi olanlarda cinsel yaşam normal insanlara göre daha kötüdür. Eşi horlayan ve apnesi olan 1000′in üzerindeki kadınla yapılan bir araştırmada horlayanların ve apnesi olanların yatak partnerlerinin %81′i uykularından hoşnut olmadıklarını, bu nedenle de gündüzleri yorgun ve keyifsiz hissettiklerini söylemektedirler. Hasta eşlerinin %70′i çözüm olarak başka odada yatmayı tercih ettiklerini ifade etmektedirler, tatilde alınan alkol de bu durumu daha kötü hale sokmaktadır. 50 yaşın üzerinde erkeklerin %50′sinde horlama, %10′unda da uyku apnesi vardır. Yani en iyi ihtimalle bile her 2 çiftten birisi uyku sorunu yaşamaktadır.

Uyku apne sendromu başta olmak üzere bazı uyku hastalıkları erkeklerde iktidarsızlığa neden oluyorken kadınlarda da cinsel istek azalması sık olarak izlenmektedir.

Dahası iyi uyunmamış uyku ertesi gün işte daha az üretkenlik, daha az sağlıklı olma ve yolda daha fazla trafik kazası anlamına gelmektedir.

Horlama ve uyku apne hastalarının bir kısmı hekime cinsel yetersizlik sorununu araştırırken ulaşırlar. Uyku apne sendromu tanı ve tedavisini takiben de cinsel sorunları çoğunlukla ek bir tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzelir.

Uyku ve Kalp Sağlığı

Posted on Ocak 27, 2009 at 1:49 pm in

Uyku apne sendromu pek çok kalp hastalığı ile sıkı bir ilişki içindedir. Uyku apnesi ölümcül olabilir. Kalp damar sistemi hastalığına bağlı ölümlerin pek çoğundan uyku apnesi sorumludur. Uyku apne sendromunun belirtileri arasında:

  • Gürültülü horlama
  • Uyurken yatak eşlerinin soluma sıkıntısı yaşadığını izlemesi
  • Sabah dinlenmemiş uyanma
  • Sabah ağız kuruluğu ile uyanma
  • Gündüz uyku ihtiyacı hissetme

Hipertansiyon: Çağımızın hastalığı olan yüksek tansiyon ile günümüzün popüler hastalığı olan uyku apne sendromunun birbirleri ile ilgili olduğu anlaşılmıştır. Uyku apne sendromlu hastaların yarısından çoğunda hipertansiyon vardır. Uyku apnenin ağırlığı arttıkça hipertansiyon sıklığı da artar. Hastaların kan basıncı sabaha doğru saatlerde oldukça yüksektir ve tipik olarak hastaların çoğu bir veya daha çok tansiyon ilacına rağmen yüksek tansiyonlarının tam olarak kontrol altına alınmadığından yakınırlar.

Uyku apne sendromu tanı ve tedavisi ile hastaların kullandığı tansiyon ilaçları genellikle fazla gelmeye başlar, hastaların tansiyon ilaçlarının dozu bazen azaltılır bazen de tamamen kesilir.

Kalp krizi ve koroner arter hastalığı: Uyku apne sendromu ile koroner kalp hastalığı ve kalp krizi arasındaki sıkı ilişki iyi tanımlanmıştır. Kalp krizi geçiren hastaların %35-65′inde uyku apne sendromu saptanmıştır. Uyku apne olan ve tedavi edilen koroner kalp hastalığı olan hastaların tedavi edilmeyenlere oranla 5 yıllık yaşam süreleri incelendiğinde ölüm oranları arasında 6,5 kat fark olduğu saptanmıştır.

Aritmi (Kalp ritm bozukluğu): Uyku apne sendromlu hastalarda sıklıkla kalp ritm bozukluğu görülmektedir. Kalp ritm bozuklukları basit formlardan en ciddi formlara kadar değişik ritm bozuklukları izlenebilmektedir.

Kalp yetmezliği: Uyku apne sendromu tedavi edilmediği taktirde kalp yetmezliğine yol açabilmektedir. Uyku apneleri kalp yetersizliğinin tedavi edilmesini de güçleştirmektedir. Kalp yetmezliği nedeniyle Cheyne Stokes solunumu adı verilen ayrı bir uykuda solunum bozukluğu da görülmektedir.

Pulmoner hipertansiyon (Akciğer damarı hipertansiyonu): Pulmoner hipertansiyon genellikle kronik bronşit’e bağlı gelişmektedir. Ancak uyku apne sendromu da pulmoner hipertansiyona yol açmaktadır. Gece boyunca tekrarlayan kan oksijen düzeyi düşüşü’nün bu hastalıktan sorumlu olduğu düşünülmektedir.

Yukarı