- Her gün aynı saatte uyanın
- Gündüz vakti olabildiğince aydınlık ortamlarda bulunun,
- Sabah çalışmaya başlamadan önce biraz yürüyüş yapın (İşe yürüyerek gidebilirsiniz) Günlük yürüyüş süresi ortalama 45 dakikadan kısa olmasın,
- Aldığınız kafeini (Kahve, çay, çikolata) kısıtlayın. Günde 2 fincandan fazla kahve içmeyin. Uykuya dalmakta veya sürdürmekte sorununuz varsa kafeini tamamen hayatınızdan çıkarın,
- Mümkün ise sigarayı azaltın, uyku ile ilgili sorununuz varsa sigarayı tamamen bırakmaya çalışın,
- Alkol alımını kısıtlayın. Uyku ile ilgili sorununuz varsa alkollü içeceklerden tamamen uzaklaşın,
- Uykunuz gelirse gündüz vakti kısa süreli uyuyabilirsiniz ama gece uykusuzluk çekiyorsanız gündüz uyumamalısınız,
- Yatak odanızı uyuma ve cinsellik dışında kullanmayın, yatak odanızı çalışma odası olarak kullanmamalısınız,
- Yatak odanız ısı, ışık ve gürültü açısından sizi rahat ettirecek şartlarda olmalıdır,
- Uykuya uyanmayı arzu ettiğiniz zamandan 9 saat önce başlayın
- Uyumadan 1 saat önce günlük aktiviteyi bitirin, 15 dakika boyunca o gün yaşadığınız sıkıntıları, başarıları ve mutlulukları bir kağıda yazın sonra 45 dakika boyunca gevşemeye çalışın, uyarıcı olmayan şeyler yapın (hafif şeyler okuyun, klasik müzik dinleyin, ılık köpüklü bir banyo yapın, meditasyon yapın, 1 bardak ılık ballı süt için)
- Sonra yatağa girin, gözlerinizi kapatıp uykuya dalmanın keyfini çıkarın
- Eğer yaklaşık 15 dakika süreyle uykuya dalamadıysanız kalkın ve başka bir odaya gidin ve uykunuz gelinceye kadar gevşemeye çalışın, uykunuz gelince tekrar yatağa gidin. Bu durum tekrar edebilir ama mutlaka her gün aynı saatte uyanmaya özen gösterin.
uyku
İyi Bir Uyku İçin Püf Noktaları
Bazı yiyeceklerin kalori değerleri
TAHIL ÜRÜNLERİ Adet / gr Kalori
1 dilim beyaz ekmek 28 gr 90
1 dilim kepekli ekmek 28 gr 60
1 dilim kızarmış ekmek15 gr 35
1 adet kruasan 200 gr 200
Bisküvi 100 gr 470
Mercimek (kuru) 100 gr 314
Arpa (kuru) 100 gr 367
Bulgur (kuru) 100 gr 371
Kuskus (kuru) 100 gr 367
Mısır (kuru) 100 gr 342
Buğday (kuru) 100 gr 364
Susam 100 gr 589
Makarna (kuru) 100 gr 339
Makarna (haşlanmış) 100 gr 85
Pirinç (kuru) 100 gr 357
Pirinç (haşlanmış) 100 gr 125
YAĞLAR Adet / gr Kalori
Tereyağı 28 gr 206
Margarin 28 gr 204
Sıvı yağ 28 gr 130
ET ÜRÜNLERİ Adet / gr Kalori
Biftek (ızgara) 100 gr 278
Tavuk (ızgara) 100 gr 132
Tavuk göğsü (haşlanmış)100 gr 150
Kuzu (yağlı, ızgara) 100 gr 282
Kuzu ciğeri (yağda) 100 gr 232
Pastırma 100 gr 250
Salam 100 gr 446
Sosis 100 gr 295
Sucuk 100 gr 452
DENİZ ÜRÜNLERİ Adet / gr Kalori
Alabalık 1 adet 168
Midye 1 adet 9
İstiridye 1 adet 6
Karides 1 adet 144
Kalkan 100 gr 193
Levrek 1 adet 93
Palamut 1 adet 168
Somon füme100 gr 171
Ton balığı 100 gr 121
Uskumru 1 adet 159
Tuzlanmış balık100 gr 305
SEBZE VE BAKLAGİLLER Adet / gr Kalori
Bakla 100 gr 72
Bamya 100 gr 36
Bezelye 100 gr 84
Börülce 100 gr 127
Asma yaprağı 100 gr 97
Taze biber 100 gr 22
Domates 1 adet 14
Enginar 1 adet 10
Ebegümeci 100 gr 48
Patlıcan 1 adet 28
Taze fasulye 100 gr 90
Brokoli 100 gr 35
Brüksel lahanası 100 gr 35
Kabak 100 gr 25
Havuç 100 gr 35
Karnabahar 100 gr 32
Kereviz 100 gr 18
Kıvırcık salata 100 gr 40
Salatalık 1 adet 11
Marul 100 gr 15
Mantar 100 gr 14
Soğan 100 gr 35
Bezelye 100 gr 89
Patates (haşlama) 100 gr 100
Ispanak 100 gr 26
Lahana 100 gr 20
KURUYEMİŞLER Adet / gr Kalori
Badem 100 gr 600
Hindistancevizi 100 gr 603
Fındık 100 gr 650
Fıstık 100 gr 560
Çam fıstığı 100 gr 600
Ceviz 100 gr 549
Patlamış mısır 100 gr 478
Kabak çekirdeği 100 gr 571
Ay çekirdeği 100 gr 578
MEYVELER Adet / gr Kalori
Elma 1 adet 60
Kayısı 1 adet 8
muz 1 adet 100
Kiraz 100 gr 40
Hurma 1 adet 15
İncir 100 gr 41
İncir (kuru) 100 gr 59
Greyfurt 1 adet 60
Portakal 1 adet 50
Kivi 1 adet 34
Mandalina 1 adet 50
Karpuz 100 gr 19
Kavun 100 gr 18
Şeftali 1 adet 60
Armut 1 adet 70
Erik 1 adet 8
Üzüm 100 gr 57
Çilek 100 gr 26
Uyku ve Sosyal Yaşam
Uyku bozuklukları insanların sosyal yaşantılarını ciddi şekilde etkilemektedir. Uyku hastalıklarına bağlı gündüz artmış uyku hali, hastaların işlerini yapmasını engelleyerek onları başarısızlığa sürükleyebilmektedir. Aynı zamanda sosyal çevrelerindeki insanlarla geçirdikleri zamanda istemsiz uyku halleriyle bazen alay konusu olmakta bazen de arkadaşlarının acıma hissi ile karşılaşmaktadırlar. Bilişsel (kognitif) fonksiyon bozukluğu da insanların kendi performanslarını sergilemelerini engellemektedir. Bu durumda da işte gösterebileceği başarıyı gösterememekte, unutkanlık, dikkatini toplayamama gibi sorunlar nedeniyle sıklıkla sorunlar ile karşılaşmaktadırlar. Erkek hastalarda görülen iktidarsızlık ve belki onun kadar önemli olan kadınların cinsel isteklerinde azalma hastaların eşleri ile ilişkilerini olumsuz etkilemekte, bu durum da evliliklerin sürdürülmesini güçleştirmektedir. Hastaların bazılarında görülen gastroözofageal reflü, göğüs yanması ve baş ağrısı gibi yakınmalar kişinin yaşam kalitesini azaltmaktadır. Uyku apneli hastalarda genellikle sosyal fonksiyonlarda azalma, ruh sağlığı ve kişinin kendi enerjisinin azaldığını hissetmesi gibi sorunlar tedavi ile düzelmektedir.
Gece boyunca horlama ve soluk kesilmeleri eşlerin de yaşam kalitelerini azaltır. Eşler ilk zamanlarda bu durumu yadırgamakta ancak zaman içinde gerek horlamayı ve uyku apneyi, gerekse apneler nedeniyle yatakta huzursuz uyuyan eşlerini kanıksamaktadırlar. Uyku apne sendromlu hastaların boşanma oranlarının daha yüksek olduğu da bilinmekle birlikte boşanmayan eşler de evliliğin ilerleyen yıllarında yatak odalarını ayırmaktadırlar. Uyku apne sendromu tedavi edildiğinde sadece hastaların değil aynı zamanda hastaların eşlerinin de yaşam kalitesi artmaktadır.
Uyku ve Cinsel Yaşam
Horlama ve uyku apnesi olanlarda cinsel yaşam normal insanlara göre daha kötüdür. Eşi horlayan ve apnesi olan 1000′in üzerindeki kadınla yapılan bir araştırmada horlayanların ve apnesi olanların yatak partnerlerinin %81′i uykularından hoşnut olmadıklarını, bu nedenle de gündüzleri yorgun ve keyifsiz hissettiklerini söylemektedirler. Hasta eşlerinin %70′i çözüm olarak başka odada yatmayı tercih ettiklerini ifade etmektedirler, tatilde alınan alkol de bu durumu daha kötü hale sokmaktadır. 50 yaşın üzerinde erkeklerin %50′sinde horlama, %10′unda da uyku apnesi vardır. Yani en iyi ihtimalle bile her 2 çiftten birisi uyku sorunu yaşamaktadır.
Uyku apne sendromu başta olmak üzere bazı uyku hastalıkları erkeklerde iktidarsızlığa neden oluyorken kadınlarda da cinsel istek azalması sık olarak izlenmektedir.
Dahası iyi uyunmamış uyku ertesi gün işte daha az üretkenlik, daha az sağlıklı olma ve yolda daha fazla trafik kazası anlamına gelmektedir.
Horlama ve uyku apne hastalarının bir kısmı hekime cinsel yetersizlik sorununu araştırırken ulaşırlar. Uyku apne sendromu tanı ve tedavisini takiben de cinsel sorunları çoğunlukla ek bir tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzelir.
Uyku ve Kalp Sağlığı
Uyku apne sendromu pek çok kalp hastalığı ile sıkı bir ilişki içindedir. Uyku apnesi ölümcül olabilir. Kalp damar sistemi hastalığına bağlı ölümlerin pek çoğundan uyku apnesi sorumludur. Uyku apne sendromunun belirtileri arasında:
- Gürültülü horlama
- Uyurken yatak eşlerinin soluma sıkıntısı yaşadığını izlemesi
- Sabah dinlenmemiş uyanma
- Sabah ağız kuruluğu ile uyanma
- Gündüz uyku ihtiyacı hissetme
Hipertansiyon: Çağımızın hastalığı olan yüksek tansiyon ile günümüzün popüler hastalığı olan uyku apne sendromunun birbirleri ile ilgili olduğu anlaşılmıştır. Uyku apne sendromlu hastaların yarısından çoğunda hipertansiyon vardır. Uyku apnenin ağırlığı arttıkça hipertansiyon sıklığı da artar. Hastaların kan basıncı sabaha doğru saatlerde oldukça yüksektir ve tipik olarak hastaların çoğu bir veya daha çok tansiyon ilacına rağmen yüksek tansiyonlarının tam olarak kontrol altına alınmadığından yakınırlar.
Uyku apne sendromu tanı ve tedavisi ile hastaların kullandığı tansiyon ilaçları genellikle fazla gelmeye başlar, hastaların tansiyon ilaçlarının dozu bazen azaltılır bazen de tamamen kesilir.
Kalp krizi ve koroner arter hastalığı: Uyku apne sendromu ile koroner kalp hastalığı ve kalp krizi arasındaki sıkı ilişki iyi tanımlanmıştır. Kalp krizi geçiren hastaların %35-65′inde uyku apne sendromu saptanmıştır. Uyku apne olan ve tedavi edilen koroner kalp hastalığı olan hastaların tedavi edilmeyenlere oranla 5 yıllık yaşam süreleri incelendiğinde ölüm oranları arasında 6,5 kat fark olduğu saptanmıştır.
Aritmi (Kalp ritm bozukluğu): Uyku apne sendromlu hastalarda sıklıkla kalp ritm bozukluğu görülmektedir. Kalp ritm bozuklukları basit formlardan en ciddi formlara kadar değişik ritm bozuklukları izlenebilmektedir.
Kalp yetmezliği: Uyku apne sendromu tedavi edilmediği taktirde kalp yetmezliğine yol açabilmektedir. Uyku apneleri kalp yetersizliğinin tedavi edilmesini de güçleştirmektedir. Kalp yetmezliği nedeniyle Cheyne Stokes solunumu adı verilen ayrı bir uykuda solunum bozukluğu da görülmektedir.
Pulmoner hipertansiyon (Akciğer damarı hipertansiyonu): Pulmoner hipertansiyon genellikle kronik bronşit’e bağlı gelişmektedir. Ancak uyku apne sendromu da pulmoner hipertansiyona yol açmaktadır. Gece boyunca tekrarlayan kan oksijen düzeyi düşüşü’nün bu hastalıktan sorumlu olduğu düşünülmektedir.
Uyku ve Çocuk
Uyku ve uyanıklık bozuklukları sadece erişkinleri etkilemez, çocuklar da uyku ile ilgili erişkinler gibi sorunlar yaşayabilirler. Uyku çocukların hayatında önemli bir yer kaplamaktadır. Çocuklarda uyku sorunları dikkat eksikliği, okulda başarısızlık, sosyal gelişme geriliği ve bazı fiziksel yeteneklerde gerilik gibi sorunlara yol açabilir. Uyku uzmanları çocukların gece en az 9 saat uyuması gerektiğini düşünmekle birlikte ev ödevleri, sosyal aktiviteler veya bilgisayar, internet gibi teknolojik bazı aktiviteler çocukların uyku saatlerini azaltmaktadır. Buna ek olarak anne ve babalar çocukların uyku problemlerini bir hastalık olarak algılamadıkları için tanı amacıyla hekime getirmezler ve tedavi olanaklarından yoksun kalırlar.
Yeterli miktarda gece uykusu uyumayan çocuklar için fiziksel ve zihinsel gelişme geriliği kaçınılmazdır. Anne ve babalar çocuklarının şu belirtilerini gördüklerinde mutlaka doktora başvurmaları gerekmektedir: Horlama, uykuda nefes durması, sabahları zor uyandırılma veya gündüz performansında düşme. Uyku apnesi (nefes durması), insomnia (uykusuzluk), huzursuz bacak sendromu ve narkolepsi gibi hastalıklar çocuklarda da erişkinlerdekine benzerdir. Uyku uzmanları çocuklardaki uyku sorunlarını yaşam tarzı değişiklik önerileri ile ve uygun tedaviler ile kolaylıkla tedavi edebilmektedirler. Anne ve babalara çocuklarının dinlendirici bir uyku uyumalarını sağlamak amacıyla önerilerimiz şunlardır:
- Çocuğunuzun her gece en az 9 saat uyuduğundan emin olun
- Çocuğunuzu aşırı ders yükünün altına sokmayın
- Düzenli bir uyku saati belirleyin
- Uyku zamanına yakın kafeinli gıdalar (kola, çikolata vs.) almamasını sağlayın
- Çocuğunuzun bir uyku ritüeli geliştirmesine yardımcı olun (Örneğin uyumadan önce düzenli olarak yapılacak diş fırçalama, vs gibi işleri hep aynı sıra ve şekilde yapması gibi)
- Akşam geç saatlere kadar uyanık kalmasına izin vermeyin
- Çocuğunuzun yatak odasının karanlık olduğundan emin olun
- Çocuğunuzun televizyon karşısında uyuya kalmasına izin vermeyin
- Çocuğunuzun yatağına özen gösterin
- Çocuğunuzun yatak odasının ısısını kontrol edin
Uyku ve Kadın
Yeterli miktarda uyku herkes için önemlidir ama kadınların iş yaşantılarındaki sorumluluklarına ek olarak ev işleri, çocuklar ile ilgili de sorumlulukları vardır ve uykuya yeterli süre ayıramadıkları için uyku ihtiyaçlarını düzenli olarak gideremezler. Her yaştaki kadın uyku bozuklukları ile karşı karşıya kalabilir. Pek çok genç kadın yaşam tarzı nedeniyle uyku bozuklukları ile karşı karşıyadır. Uykusuzluk, gündüz aşırı uyku hali ve yorgunluk sıklıkla karşılaşılan uyku problemleridir. Kadınlarda yaşla, fiziksel, emosyonel ve hormonal değişiklikler ile uyku etkilenir. Adet dönemleri, hamilelik ve menopozda bu dönemlere ait uyku bozuklukları görülür.
Adet dönemi uyku paterninde değişikliğe yol açar, gündüz aşırı uyku hali, yorgunluk, gece daha fazla uyuma isteği ve akılda kalan rüyalar sıklıkla görülür. Hekimler olarak bu dönemlerde kadınlara düzenli bir uyuma-uyanma programı, sağlıklı diyetler ve stresten uzak durmayı önermekteyiz.
Hamilelikte pek çok kadında uyku düzeni değişir. Progesteron hormonunun artması kadınlarda uyku bozukluklarına yol açar. Bu durum gece uyku süresinin uzamasına ve gündüz yorgunluğa yol açar. Hamileliğin ileri dönemlerinde derin uyku azalır ve uyku sıklıkla uyanmalar ile bölünür. Uyku etkinliği fiziksel stresler, bacak krampları, baş ağrıları, karın ağrıları ve artmış idrar ihtiyacı nedeniyle azalmıştır. Anne adayları uykuda sık uyanmadan yakınırken bebeklerinin hareketi nedeni ile uykuları bölünen pek çok anne adayı bu durumdan yakınmazlar. Ancak sebep ne olursa olsun gece sık uyku bölünmesi gündüz aşırı uyku haline yol açmaktadır.
Yaşlanma doğal olarak da uyku yapısında bozulmaya yol açmaktadır. Yaş ile birlikte seks hormonlarının düzeyindeki değişiklikler uykunun yapısını doğrudan etkilerler, gündüz yorgunluğa, gece uykusuzluğa ve huzursuzluğa yol açar. Menopoz süresince kalp hızı artışı, anksiyete ve sıcak basması gibi fiziksel değişiklikler uykunun yapısını bozar. Menopozdaki kadınlara uyku problemleri ile mücadele ederken yatak odasının ısısını kontrol etmeyi, kafein ve alkolden uzak durmayı ve hormon yerine koyma tedavisini önermekteyiz.
Kadınlarda uyku problemleri sanıldığından daha fazladır, kadınların bu sorunları için bir hekim ile işbirliği yaparak sorunlarına tanı konmasını sağlayıp tedavi seçeneklerini öğrenmeleri gerekmektedir.
Uyku ve Yaşlılık
Yaşlandıkça uyku düzeni değişmekle birlikte yaşamın her döneminde fizik ve ruh sağlığı için uyku gereklidir. Araştırmalara göre 65 yaşın üzerindeki insanların yarısından fazlası uyku sorunları yaşamaktadırlar. Bazılarında uykuya dalmada veya sürdürmedeki güçlük yakınma konusu olurken bazılarında ise gündüz performans veya duygu durumu değişikliği rahatsızlık verici olabilmektedir.
Kişiler yaşlandıkça gençken olduklarına göre uyku içinde daha fazla uyanıklık geçirmekte, daha az derin uyku uyumakta oldukları halde REM (hızlı göz hareketlerinin olduğu uyku evresi) uykusunda bir azalma gözlenmemektedir.
Yaşlı erişkinlerdeki uyku bozukluklarının nedeni kafeini fazla almak veya gece geç saatte egzersiz yapmak olabildiği gibi hastanede yatmak, stres veya bazı kronik (müzmin) hastalıklar da olabilir. Yine bu kronik hastalıklar nedeniyle fazlaca kullanılan ilaçlar da uykuyu bozabilmektedir. Depresyon bu yaş gurubunda sıktır, depresyon uyku yapısını bozmaktadır. Sevilen kişilerin kaybı da insomniye (uykusuzluk) ve gündüz aşırı uyku haline yol açmaktadır.
Uyku bozukluklarından yakınan yaşlı bireyler mutlaka hekime başvurarak sorunlarını tedavi ettirmelidirler. Bu amaçla bazı davranışsal tedavilere ek olarak ilaçlar veya cerrahi girişimler hastaya ve hastalığına göre tedavi edici olabilmektedir. Yaşlı bireylere iyi bir uykunun sırları olarak söyleyebileceklerimiz ise şunlardır:
- Aktif kalın, yaşama dahil olun. Hafif egzersizler ve gün ışığından faydalanmak uykuyu düzenleyebilir
- İçeceklerinizi düzenleyin, alkol ve kafein uykuyu bozabilmektedir
- Gündüz çok uyumayın, gündüz uykusu gece uykusunu bozmaktadır. Yarım saati geçmeyen 1-2 kez uyku faydalı olabilmektedir.
- Yakınmalarınız için doktorunuza başvurun. Uyku bozukluğunuza tanı konmasını ve düzenli bir ilaç tedavisi altına girmeyi sağlayın. Uyku sağlığı konusunda doktorunuzun size özel önerilerini alın.
Uyku
Uyku bilimi günümüzde dev adımlarla ilerliyor, gelişiyor. Gelişen bilgisayar teknolojisi uykuyu daha iyi anlamamıza ve uykunun özelliklerini araştırmamıza olanak sağlıyor. Uyku konusunda son 30 yılda öğrendiklerimizin, 3000 yılda öğrendiklerimizden daha fazla olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır. Mitolojide Ege denizinde yaşayan uyku tanrısı Hypnos’un uyku konusunda öğretileri, yerini günümüzün bilimsel bilgilerine terk etmiştir.
Sağlıklı bir uykunun, insan bedeninin pek çok sisteminin fonksiyonu için olduğu kadar yaşam kalitesi için de vazgeçilmez olduğu yadsınamaz. Amerikan uyku tıbbı akademisi (American Academy of Sleep Medicine)’nin oluşturduğu uyku bozuklukları sınıflaması 84 farklı uyku hastalığını içermektedir. Bu hastalıkların bireysel beden ve ruh sağlığı yanında önemli bir halk sağlığı sorunu olduğu da her geçen gün daha iyi anlaşılmaktadır.
En yeni teknolojik olanaklar kullanılarak kurulan Uyku Sağlığı Merkezi’nin sağlık dağıtacağını ümit ediyor, herkese sağlıklı bir yaşam için sağlıklı bir uyku diliyorum.
Dr. Bülent Çiftçi
Uyku nedir?
Ortalama olarak yaşamımızın üçte birini uykuda harcamaktayız – diğer aktivitelerde harcadığımızdan daha fazla bir zaman. Kendimizi iyi hissetmemiz için gerekli ve hayati bir şey olan uykunun bu kadar çok bölümünün halen bir bilinmeyen olması merak uyandırıcıdır. Son 50 yılda pek çok araştırmacı uyuma paternlerini ve uyuduğumuzda ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik değişiklikleri araştırmıştır. Nasıl uyuduğumuzla ilgili çok şey bilinmektedir – fakat niçin uyuduğumuz hakkında çok az şey biliyoruz.
Böyle olduğunda bile, herkes kötü bir gece uykusunun etkilerini bilir ve herkes uykunun ve iyi bir gece uykusundan sonra dinçleşmiş ve dinlenmiş kalkmanın yararlarını bilir. Bu yararları hissetmediğimiz zaman, uyku hakkında düşünmeye başladığımız ve uykumuzu iyileştirmenin yollarını aradığımız zamandır.
Normal uyku
Son 50 yılda nörolojik, endokrinolojik ve fizyolojik açıdan uyku ile ilgili çok şey yapılmıştır. Bunu takiben artık nasıl uyuduğumuz ve uyuduğumuzda ya da uyumadığımızda oluşan değişiklikler hakkında çok şey bilinmektedir.
Uykunun evreleri
Uykuya daldığımızda, bilinç düzeyimiz değişir ve iki uyku tipi arasında gidip geliriz:
- non-REM uykusu
- REM (hızlı göz hareketleri) ya da paradoksal uyku
Non-REM uykusu
Non-REM uykusu, uykunun gidişatı sırasında ortaya çıkan elektroensefalografik değişimlere dayanarak sıklıkla dört evreye ayrılmaktadır.
- Evre 0- Bütünüyle uyanıklık değişmiştir.
- Evre I- Uyku basması. Bu, uykuya dalmakta olan bir kişinin karşılaştığı durumdur. Eğer kişi uykunun bu evresinde uyandırılırsa etrafında olup bitenden tamamen haberdar olmamasına karşın genellikle uyanık olduğunu söyleyecektir.
- Evre II – Uykunun bu evresinde bilinç, kişi uyandırıldığında uykuda olduğunu hatırlayabilmesine yeterli olacak şekilde EEG paternleri.
- Evre III ve IV – Yavaş dalgalı uyku.
REM uykusu
Hızlı göz hareketleri (REM) uykusu, uykunun rüya görülen evresidir. Bu evre uykunun diğer evrelerinin arasına serpiştirilmiştir. Çok sayıda farklı özellik ile bağlantılıdır. Aynı zamanda paradoksal uyku olarak da bilinmektedir; çünkü önceleri, hızlı göz hareketleri ve huzursuzluğun eşlik etmesi araştırmacılara bu uyku evresinin hafif uyku olduğunu düşündürmüşse de, kas paralizisinin de olaya eşlik etmesiyle aynı zamanda paradoksal olarak da ağır bir uyku olduğu saptanmıştır.
Uykunun gece paterni
Uykuya daldığımızda non REM uykusunun dört evresinden hızla geçeriz ve ilk doksan dakikanın çoğu, yaklaşık on dakikalık REM uykusunun takip ettiği evre IV uykusunda harcanmaktadır. Bu patern kendisini, her bir döngüdeki REM uykusunda daha fazla zaman harcanacak şekilde, gece boyunca dört ya da beş kez tekrar eder. Uyanmamızdan önce REM uykusunda bir saat kadar zaman harcarız. REM uykusunda harcanan zaman yüzdesi doğumdan sonra gittikçe azalır ve (doğumda % 50) üç yaşında % 33 e, 11 yaşında % 27 ye ve ergenlikte de yaklaşık %25 e düşer.
Uyku ve uyanıklık ritimleri
Vücudun günlük ritimleri iyi bilinmektedir. Uyku bu doğal ritimlere sıkıca bağlı olan pek çok vücut fonksiyonundan birisidir. Bu ritimlerin uykudaki önemleri, uzun uçak yolculuğundan sonra ortaya çıkmaktadır. Vücut saatimizin, normalde uyku ve uyanıklık ile ilişkili olan dış uyarılarla ayarlanmadığını bu tür yolculuklarda ayrımsarız.
Uyku problemi olan kişiler sıklıkla doğal uyku ve uyanıklık ritimleri normalin dışında olanlardır. Bunlar gece vardiyasında çalışanlar veya küçük bebek sahibi ebeveynler ya da kendilerini geç kalkma ve ardından da yatma saatinde uyuma güçlüğü çekme alışkanlığına kaptırmış kişilerdir. Pek çok Akdeniz ülkesinde görülen uyku paterni -örneğin öğleden sonraları, özellikle sıcak havalarda iş arası verip uyuma – doğal uyku ritmimize Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika da sıklıkla görülen paternden olasılıkla daha yakındır.
Hormonlar ve uyanıklık
Adrenalin ve kortikosteroid düzeyleri uyanık olduğumuzda daha yüksektir – aslında uykuda olduğumuzda adrenalin düzeyleri çok azalır. Buna karşılık, büyüme hormonu ve diğer yenileyici hormonların düzeyleri uykuda daha yüksektir.
Melatonin uykuyu harekete geçirir ve bu gerçek, insanların uçak yolculuğunda ortaya çıkan gece ve gündüz paternlerine uyum sağlamalarıyla sonuçlanacak şekilde, vücudun hormonal döngülerinin bazılarını değiştirerek, uzun süreli hava yolculuklarının etkilerinin üstesinden gelmek için yardımcı olmak üzere, kişilere bir melatonin eşdeğeri ilaç verilerek araştırılmaktadır.
Ne kadar uykuya gereksinmemiz var?
Fizyolojik faktörler
Herkes farklılık gösterir – sıklıkla bir gecede 8 saatlik uykunun azalmış formu herkes için geçerli değildir. Bazı kişilerin bundan daha fazlasına gereksinimi varken diğer taraftan başka insanlar bir gecede sadece 3 ya da 4 saatle yetinmektedir.
Tarih her gece birkaç saatlik uykuya gereksinim duyan başarılı liderlerin hikayeleriyle doludur – Napolyon ve Churchill bunlardan ikisidir. Diğer taraftan Einstein bazen günün 16 saatini uykuda harcayan uzun bir uykucuydu.
Uykunun miktarı yaşla değişkenlik gösterir. Yeni doğmuş bebekler günün 20 saatini uykuda harcamaktadır. Yaklaşık 2 yaşında uykuya gereksinim azalmaktadır, buna karşın küçükler halen erişkinlerden daha çok uykuya gereksinim duyar. Çocukluğun ileri yaşlarında ortalama uyku saatleri erişkin ortalamasının sadece çok az fazlasına kadar düşer. Ergenlikte uyku paternleri değişken hale gelir ve bazı gençler 11 yaşında olduklarından daha fazla uykuya gereksinim duyar görünmektedir. 16-17 yaşlara geldiklerinde, insanların çoğu, yaklaşık kırk beş yaşına kadar sürecek olan uyku paternlerini edinirler.
Yaşlı kişiler daha hafif uyuma eğilimindedir ve genellikle gençliklerinde gereksinim duyduklarından daha az uykuya gerek duyarlar – 70 yaşında olduklarında gecede ortalama sadece 6 saat (Bu ortalama bir değer olduğu için pek çok kişi bundan daha azına gerek duyacaktır). Uykusuzluktan yakınan pek çok yaşlı kişi aslında yaşları için normal uyumaktadırlar, fakat onlar gençlik yıllarında hatırladıkları uykularını stilleriyle karşılaştırmaktadırlar.
Çevre faktörleri
Bu bireysel farklılaşmalardan daha önemli olarak bir toplumdaki ortalama uyuma miktarı dış faktörlerden etkilenmektedir. Örneğin; elektriğin genel kullanımından önce insanlar uyuma paternlerini gün ışığının paternlerine daha fazla bağlamışlardı; bu özellikle de mevsime bağlı olarak oldukça değişkenlik gösteren gün ışığı miktarının olduğu yerler olan yüksek bölgelerde daha belirgindi. Biz doğal olarak çevremizdeki insanlarla aynı zamanda uyuma eğilimindeyiz. Tüm toplumlarda karanlığın uykunun ana harekete geçiricilerinden biri olduğu bizi şaşırtmamalıdır. Bu doğal ritim gece işçilerinde olduğu gibi şaşarsa uyku ile ilgili problem sıklıkla ortaya çıkar.
Kaynak: hekimce.com