yaşam

Uyku ve Sosyal Yaşam

Tarih: Ocak 27, 2009 , 1:52 pm

Uyku bozuklukları insanların sosyal yaşantılarını ciddi şekilde etkilemektedir. Uyku hastalıklarına bağlı gündüz artmış uyku hali, hastaların işlerini yapmasını engelleyerek onları başarısızlığa sürükleyebilmektedir. Aynı zamanda sosyal çevrelerindeki insanlarla geçirdikleri zamanda istemsiz uyku halleriyle bazen alay konusu olmakta bazen de arkadaşlarının acıma hissi ile karşılaşmaktadırlar. Bilişsel (kognitif) fonksiyon bozukluğu da insanların kendi performanslarını sergilemelerini engellemektedir. Bu durumda da işte gösterebileceği başarıyı gösterememekte, unutkanlık, dikkatini toplayamama gibi sorunlar nedeniyle sıklıkla sorunlar ile karşılaşmaktadırlar. Erkek hastalarda görülen iktidarsızlık ve belki onun kadar önemli olan kadınların cinsel isteklerinde azalma hastaların eşleri ile ilişkilerini olumsuz etkilemekte, bu durum da evliliklerin sürdürülmesini güçleştirmektedir. Hastaların bazılarında görülen gastroözofageal reflü, göğüs yanması ve baş ağrısı gibi yakınmalar kişinin yaşam kalitesini azaltmaktadır. Uyku apneli hastalarda genellikle sosyal fonksiyonlarda azalma, ruh sağlığı ve kişinin kendi enerjisinin azaldığını hissetmesi gibi sorunlar tedavi ile düzelmektedir.

Gece boyunca horlama ve soluk kesilmeleri eşlerin de yaşam kalitelerini azaltır. Eşler ilk zamanlarda bu durumu yadırgamakta ancak zaman içinde gerek horlamayı ve uyku apneyi, gerekse apneler nedeniyle yatakta huzursuz uyuyan eşlerini kanıksamaktadırlar. Uyku apne sendromlu hastaların boşanma oranlarının daha yüksek olduğu da bilinmekle birlikte boşanmayan eşler de evliliğin ilerleyen yıllarında yatak odalarını ayırmaktadırlar. Uyku apne sendromu tedavi edildiğinde sadece hastaların değil aynı zamanda hastaların eşlerinin de yaşam kalitesi artmaktadır.

Uyku ve Cinsel Yaşam

Tarih: Ocak 27, 2009 , 1:50 pm

Horlama ve uyku apnesi olanlarda cinsel yaşam normal insanlara göre daha kötüdür. Eşi horlayan ve apnesi olan 1000′in üzerindeki kadınla yapılan bir araştırmada horlayanların ve apnesi olanların yatak partnerlerinin %81′i uykularından hoşnut olmadıklarını, bu nedenle de gündüzleri yorgun ve keyifsiz hissettiklerini söylemektedirler. Hasta eşlerinin %70′i çözüm olarak başka odada yatmayı tercih ettiklerini ifade etmektedirler, tatilde alınan alkol de bu durumu daha kötü hale sokmaktadır. 50 yaşın üzerinde erkeklerin %50′sinde horlama, %10′unda da uyku apnesi vardır. Yani en iyi ihtimalle bile her 2 çiftten birisi uyku sorunu yaşamaktadır.

Uyku apne sendromu başta olmak üzere bazı uyku hastalıkları erkeklerde iktidarsızlığa neden oluyorken kadınlarda da cinsel istek azalması sık olarak izlenmektedir.

Dahası iyi uyunmamış uyku ertesi gün işte daha az üretkenlik, daha az sağlıklı olma ve yolda daha fazla trafik kazası anlamına gelmektedir.

Horlama ve uyku apne hastalarının bir kısmı hekime cinsel yetersizlik sorununu araştırırken ulaşırlar. Uyku apne sendromu tanı ve tedavisini takiben de cinsel sorunları çoğunlukla ek bir tedavi gerekmeksizin kendiliğinden düzelir.

Uyku ve Kadın

Tarih: Ocak 27, 2009 , 1:29 pm

Yeterli miktarda uyku herkes için önemlidir ama kadınların iş yaşantılarındaki sorumluluklarına ek olarak ev işleri, çocuklar ile ilgili de sorumlulukları vardır ve uykuya yeterli süre ayıramadıkları için uyku ihtiyaçlarını düzenli olarak gideremezler. Her yaştaki kadın uyku bozuklukları ile karşı karşıya kalabilir. Pek çok genç kadın yaşam tarzı nedeniyle uyku bozuklukları ile karşı karşıyadır. Uykusuzluk, gündüz aşırı uyku hali ve yorgunluk sıklıkla karşılaşılan uyku problemleridir. Kadınlarda yaşla, fiziksel, emosyonel ve hormonal değişiklikler ile uyku etkilenir. Adet dönemleri, hamilelik ve menopozda bu dönemlere ait uyku bozuklukları görülür.

Adet dönemi uyku paterninde değişikliğe yol açar, gündüz aşırı uyku hali, yorgunluk, gece daha fazla uyuma isteği ve akılda kalan rüyalar sıklıkla görülür. Hekimler olarak bu dönemlerde kadınlara düzenli bir uyuma-uyanma programı, sağlıklı diyetler ve stresten uzak durmayı önermekteyiz.

Hamilelikte pek çok kadında uyku düzeni değişir. Progesteron hormonunun artması kadınlarda uyku bozukluklarına yol açar. Bu durum gece uyku süresinin uzamasına ve gündüz yorgunluğa yol açar. Hamileliğin ileri dönemlerinde derin uyku azalır ve uyku sıklıkla uyanmalar ile bölünür. Uyku etkinliği fiziksel stresler, bacak krampları, baş ağrıları, karın ağrıları ve artmış idrar ihtiyacı nedeniyle azalmıştır. Anne adayları uykuda sık uyanmadan yakınırken bebeklerinin hareketi nedeni ile uykuları bölünen pek çok anne adayı bu durumdan yakınmazlar. Ancak sebep ne olursa olsun gece sık uyku bölünmesi gündüz aşırı uyku haline yol açmaktadır.

Yaşlanma doğal olarak da uyku yapısında bozulmaya yol açmaktadır. Yaş ile birlikte seks hormonlarının düzeyindeki değişiklikler uykunun yapısını doğrudan etkilerler, gündüz yorgunluğa, gece uykusuzluğa ve huzursuzluğa yol açar. Menopoz süresince kalp hızı artışı, anksiyete ve sıcak basması gibi fiziksel değişiklikler uykunun yapısını bozar. Menopozdaki kadınlara uyku problemleri ile mücadele ederken yatak odasının ısısını kontrol etmeyi, kafein ve alkolden uzak durmayı ve hormon yerine koyma tedavisini önermekteyiz.

Kadınlarda uyku problemleri sanıldığından daha fazladır, kadınların bu sorunları için bir hekim ile işbirliği yaparak sorunlarına tanı konmasını sağlayıp tedavi seçeneklerini öğrenmeleri gerekmektedir.

Yukarı